adetoncesigerginlik.jpg 

Premenstruel sendrom (PMS) kadınlarda adetten yaklaşık 1 hafta önce başlayan ruhsal ya da fiziksel birtakım sıkıntılara ve gerginliklere verilen isimdir. Adet görülmesiyle birlikte sıkıntılar azalır ve birkaç günde kaybolur.
Adet öncesi sıkıntıları özellikle yetişkin üreme çağındaki kadınların karşılaştıkları bir sorundur ve bazen normal hayatını engelleyebilen bir durumdur. Her yıl yaklaşık 12 kez adet gören bir kadın için her 7-10 gün gibi sıkıntılı bir dönem yılda toplam 3-4 ay sıkıntılı bir dönemi ifade eder ki bu büyük bir rakamdır yaşamda ve kişinin hayat kalitesini oldukça düşürmektedir.

Yapılan araştırmalarda kadınların yaptıkları trafik kazalarının,evde veya iş yerinde yaptıkları kazaların ve işlenen suçlar ile yaşanan tartışmalarının çoğunun da bu döneme rastladığını ortaya koymaktadır. Ayrıca bazen bu dönemlerde kadınlar ağır depresyonlar geçirebilmektedirler.

Kadınlardaki bu durum erkeklere oldukça yabancı gelen bir durumdur ve bu durumu anlayamadıkları için bazen eşlerini huysuzluk, şımarıklık veya kapris yapmakla suçlayabilirler. Oysa en önemli şey anlayış ve destek olmaktır. Bu durumlarda, erkeğin eşine karşı anlayışlı olması ve haklı olduğu yerde bile haksızlığı kabullenip susmayı bilmesi gerekebilir.

Bununla beraber, tüm premenstruel (adet öncesi ) belirtiler sendrom değildir. Çünkü, hemen hemen her kadın adet öncesi bir gerginlik ve huzursuzluk yaşar ancak bu durum onların günlük hayatını çok etkilemez. Bu belirtiler kadınların yarısından daha azında rahatsız edici, ancak dayanabilecek şiddette olurken, yüzde beş gibi bir kesim oldukça şiddetli belirtiler hisseder.

Pre Menstural Sendrom tanısı koymak kolay değildir. Adet öncesi dönemde bazı şikayetlerle başvuran her kadına Pre Menstural Sendrom tanısı koymak, kadının gereksiz yere bazı tedavilere ve bunların yan etkilerine maruz kalması anlamına geleceğinden ancak belli bazı kriterleri taşıyanlara Pre Menstural Sendrom tanısı konur.
Pre Mentural Sendrom tanısını kadınlar genellikle kendi kendilerine koyarak doktora başvururlar. Ancak bu kadınların bir çoğunda ya abartılmış premenstruel belirtiler söz konusudur, ya da başka bir hastalık vardır. Tanının düzgün koyulup, tedavinin doğru bir şekilde verilebilmesi için komple bir jinekolojik sorgulama ve muayene yapılmalı, bazı destekleyici laboratuar tetkikleriyle tanıya gidilmelidir.

Jinekolojide bu kriterler şöyledir:1- Belirtilere neden olacak bedensel bir bozukluk bulunmamalıdır.
2- Su toplanması, huzursuzluk, depresyon, gerilim gibi belirtiler bulunmalıdır.
3- Belirtiler menstural dönemin ikinci yarısında ortaya çıkmalıdır.
4- Menstural dönemin ilk yarısında en azından 7 günlük belirtisiz bir dönem bulunmalıdır.
5- Birbirini izleyen 3 adet döneminde belirtilerin olması gerekir.
6- Belirtiler kişinin bedensel ve ruhsal yaşantısını bozacak şekilde olmalıdır.
 

Adetten önceki hafta başlayan ve adetten sonra kaybolan belirtiler (sıkıntı, sinirlilik, ödem, ruhsal bozukluk, vs.) sizin ailevi ilişkilerinizi, sosyal yaşantınız, iş ilişkilerinizi etkiliyor, bunları bozuyor, hayat kalitenizi düşürüyor, düşünce bozukluğu, şiddete eğilim yaratıyor ise ve son bir yıldır azalmayıp devam ediyor veya artıyorsa bunu ” adet öncesi gerginlik sendromu” olarak kabul etmek gerekir.

Kadın yapısı oldukça değişik ve karmaşıktır. Kadınlar hayatın bir parçasıdır ve onlarsız bir yaşam olamayacağına göre (anne, eş, sevgili, kardeş, iş arkadaşı vs.) kadının doğasını anlamak toplumun her bireyi tarafından gereklidir. Dolayısıyla, kadınlarla iletişimimizi sağlıklı bir şekilde yürütebilmek içinde ‘adet öncesi gerginlik sendromu’ hakkında da bilgi sahibi olmamız gerekir.

Bu yazı toplamda 1529, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.