Çağımızda aşk denilince akla cinsellik geliyor ve olayın romantik yüzü sadece ve sadece özel günlerde hatırlanıyor. Bunun temelinde ise aslında bir kavram kargaşası yatıyor.
Günümüzde seks, şehvet, arzulama, üreme dürtüsü, sosyal statü aracı, toplumsal baskınlık için elde etme, elde tutma gibi bir çok farklı dürtüden bahsedilirken hep “aşk” kelimesi kullanılıyor. Günlük aşklar yaşanıyor veya sadece yenisi veya daha iyisi bulununcaya kadar süren “seviyeli ilişkiler” oluyor. Ama bunların hiçbirinde romantizm olmuyor ve onun yerini tutmuyor.
Oysa romantizm ve romantik aşk olmasaydı insan nesli devam edemezdi. İnsanoğlunu hayvandan ayıran en önemli ve en kritik evrimsel sıçrama üreme olgunluğuna gelmiş insanlar arasında ortaya çıkan mucizevi aşk duygusudur. Bizleri farklı kılan da hayvanlara nazaran insanların birbirlerine bağlılık duygusudur.
Bir çiftin çocuklarına, seks, şehvet yada sosyal statü kaygıları olmaksızın ve bunların getireceği katma değere aldırmaksızın, karşılıksız ve koşulsuz çok iyi bakması gerekir. Bunun tek yolu ise, güçlü, koşulsuz, özverili, bağımlı olmayan yani kısacası romantik bir “aşk” yaşamaktan geçer.
Bu yazı toplamda 2610, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.
Yorum Yaz
yorum yazabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.